|
TOHUM HASAT VE TRANSFER
BÖLGELERİ
Geniş
alanlarda yayılış gösteren orman ağacı türleri tür bazında her ne
kadar homojen bir yapı gibi gözükse de heterojen bir yapı gösterirler. Bir
ağaç türünde belli bir bölgeden üretilen odunların daha çok tercih edilmesi,
hatta daha yüksek fiyatlarla satılması da tür içinde görülen bu farklılığın
bir sonucudur. Orman ağaçlarının uzun ömürlü ve göç hızının düşük olması,
orman ekosisteminde kısa mesafelerde çevre koşullarının çok değişmesi
nedeniyle doğal ormanların genetik yapısı birbirinden farklılık
gösterirler. Özellikle çevre koşullarının adım başı değiştiği ülkemizde bu
farklılıklara daha sık rastlanır. Yaşayan doğal ormanlar içinde farklılık
gösteren ve yerel ırklar olarak tanımlanan bu ormanlar yüzlerce, hatta
binlerce yıl çok sayıda ekstrem iklim koşulları, çeşitli hastalıklar ve
zararlılarla yüz yüze gelmiş ve bu etkilere karşı uyum sağlamış
oldukları için bugüne ulaşmışlardır. Bu nedenle ağaçlandırma
çalışmalarında deneysel araştırma sonuçlarına dayalı bilgilerin olması
hali hariç, lokal ırkların kullanılması en güvenilir yoldur. Ormancılık
tarihi, ağaçlandırma çalışmalarında ekolojik koşulların tamamen farklı
olduğu bölgelerden tohum ya da fidan transferi yapılması halinde artım ve
kalite kayıpları, çeşitli zararlılara ve hastalıklara karşı hassasiyet ile
karşılaşıldığına dair çok sayıda örneklerle doludur.
Bir
yörenin ağaçlandırılmasında hem biyolojik hem de ekonomik olarak en iyi
uyumu gösterebilen orijinlerin seçiminde en güvenilir sonuçları, orijin
denemeleri vermektedir. Ancak bu denemelerden güvenilir sonuçların alınması
uzun yıllar gerektirdiğinden, bir yörenin ağaçlandırılmasında orijin
denemeleri sonuçları elde edilinceye kadar lokal ırklardan elde edilen
tohumlar kullanılmalıdır. Bir alana o yörede henüz üstünlüğü kanıtlanmamış
başka bir bölgeden getirilen tohumlar ekilir veya bu tohumlardan
yetiştirilen fidanlar dikilirse; yeni gelen bireyler polen verme çağına
ulaştığında, yerli popülasyonun gen havuzuna yabancı genler girecek ve
milyonlarca yıldır oraya adapte olmuş lokal ırkların genetik yapısı
bozulacaktır. Buna ormancılıkta genetik kirlenme denilmektedir. Genetik
kirlenme sonucunda doğal ormanların genetik kompozisyonu geri
döndürülemeyecek şekilde bozulur. Ayrıca yapılan ağaçlandırmalarda uyum
sağlamamış genetik materyal kullanılmış olduğundan, ağaçlandırmalarda artım
ve büyüme kayıpları görülecek, gövde kalitesi düşecek
hastalık-zararlılara hassasiyet artar. Bu nedenle ormancılıkta hangi tohum
kaynaklarının nerelerde kullanılabileceğinin bilinmesi ormancılık açısından
büyük önem taşımaktadır.
Lokal orijinlerden
üretilen tohumların gerekli fidan ihtiyacını karşılamaktan uzak olması
halinde, sözü edilen sorunlarla karşılaşılmaması için, popülasyonlar
arasında farklılığa neden olan çevre koşullarının önemli ölçüde benzer
olduğu alanlar belirlenmekte ve tohum veya fidan transferlerinin bu bölgede
yapılması en güvenilir yol olmaktadır. Bu amaçla ülkemizde;
-
Yıllık sıcaklık
ortalamalarını,
-
En yüksek ve en düşük sıcaklıkları,
-
Yaz ayları veya vejetasyon
dönemindeki sıcaklık ortalamalarını,
-
Büyüme veya vejetasyon
periyodu uzunluklarını,
-
Yağış veya kuraklık
rejimlerini,
-
orman vejetasyon
tiplerini, jeolojik yapıları, dikkate alarak
Kızılçam,
Karaçam,
Sarıçam,
Doğu ladini,
Toros sediri ve
Doğu Kayını’nda Tohum Hasat ve Transferler
Bölgeleri ayrılmıştır.
|